Biraz soğuk. Üşütürcesine değil de, hırkanın yetmediğinden.

Çantanın dibinde anahtar aramakla uğraşıyor tam da kapının önünde, 18 kat çıkarken asansör boş boş düşüneceğine niye bakmadıysa…

Hah, buldu.. Evet önce tabii ki de yanlış anahtarı deniyecek kilide. Rastgele de olsa kararlar hep yanlış tarafından, öteki cinsinden. Kaç kilidi uydurmaya çalıştı hayatında yanlış anahtarlarla, anahtarı yanlışından seçtiğinden oysa ki hep.. Şimdi aşınan kilit…

Neyse. Oh ev. Fırlat ayakkabıları.. Bırak poşetleri. Solu evin o kendine has, biraz açıkta durmuş kahve, kapıdan çıkarken 2 fıs sürülmüş parfümün ve sabahtan arta kalan uyku kokusunun karışımını…

Güneş battı batıcak… Tavandan yere kadar olan camlar, serinliği sağlayan koca koca bulutlarla loş yaptı evi… Yaktı köşe lambasını duvardan yansıyor sarı sarı..

 

Sessizlik sıkar.. üzer.. Yalnızlığı hatırlatır.. Sevmez bu yüzden..

Açtı bilgisayarı.

Sade. Onun gibi kadın.

Sesi dokulu, dokunaklı olan kadın.

Soğuk yorganın yarattığı farkındalık, hafif yüksek yastığın rahatlığınu buluyormuş bu kadını dinlerken.

Sade söylüyor.  The moon and the sky.

 

Şarkı başladı. Zaten salonun içinde olan mutfağa gitti.

Dolaptan aldı şarabı. Soğuk seviyor.

Sıra tirbüşonda. Sırtı baştan aşağı fermuarlı elbiseyi tek başına giyebildiği bir de şarabı tirbüşonla açabildiği gün, yalnızlığı öğrendim demişti kendi kendine…“I was the one”

Zorlansa da açtı şarabı.. Kadehin biraz soğumasını bekledi.. “you always know the reason why”…

Soğuk iyiydi. Havada da, kadehte de..

Cama doğru gitti..

O şehre doğru baktı.

Seviyordu şehri. Onu terk eden erkekleri de düşündü.

Bu şehir vermişti ona ama mutluydu, hepsi deneyim  içlerinden 1ini çok özlüyordu. Ama seçim buydu. “you always know the reason why this love aint you let you go”

Karşı tarafa suçu atmayı hiç öğrenemedi zaten.  İlk kızgınlık anları hariç. Düşününce kendi isteklerini hep karşı tarafa aşılamıştı ağır ağır..

Bu hayatı seviyordu. Şehir güzeldi, yalnızlık bazen zor ama onun onu asla bırakmayacak olmasını bilmek ise huzur.

Şehir iyice ışıklandı. Kadeh bitti.

Arkadaşları arar birazdan … “ the reason why this love …” aint you let you go”

Şehir , gökyüzüne de yakın bu pencereden. Işıklara da..

Şehir güzel. Şehir bırakmıyor, yalnızlık kalıcı…

Advertisements